“Aalto, Mies van der Rohe’nin yapılarında görebileceğimiz türden birleştirici bir ‘ızgara’ kullanmak yerine, programdaki her bir öğeye kendi kimliğini ve özgün biçimini verir; sonra da bu öğeleri, ideal biçimlerini bozacak şekilde sıkıca paketler.”

Bu cümle aslında çok pratik bir tasarım kararını tarif ediyor: önce sistemi kurmak yerine, parçaları tanımlamak. Yani projeye tek bir düzen dayatmak yerine, her işlevi kendi gereksinimiyle ele almak. Salon başka davranır, servis alanı başka, dolaşım başka. Hepsini aynı grid’e zorlamak yerine, her birine “kendi ölçüsünü” vermek.

Teknik açıdan bakınca bu, modüler ama tekdüze olmayan bir organizasyon. Önce bağımsız hacimler üretiliyor, sonra bunlar bir araya getirilerek sıkıştırılıyor. Bir nevi mekânsal Tetris. Son form, baştan çizilmiş bir kompozisyon değil; parçaların müzakeresinden çıkan bir sonuç.

Bugün özellikle karmaşık programlarda – kültür merkezleri, kampüsler, hibrit yapılar – bu yaklaşım daha gerçekçi duruyor. Çünkü hayat zaten grid gibi işlemiyor. Her fonksiyonun farklı boyu, yüksekliği, ışık ihtiyacı var. Tasarımcının işi bazen düzen kurmak değil, bu farklılıkları akıllıca çarpıştırmak.

Belki de iyi bir plan, en düzgün görünen plan değil; en çok pazarlık yapılmış plan.


Kitabın adı: Adım Adım Tasarım Yöntemleri
Kitabın özgün adı: Basics Design Methods
Yayınevi: YEM Yayın
Yazar: Kari Jormakka
Çeviri: Zeynep Yazıcıoğlu Halu
Basım tarihi: 2021
Sayfa sayısı: 84