“Bir hakikat usulünün isminin geçerli olması gereken yerde, onu bastıran bir başkası egemen olur. ‘Kültür’ kelimesi, ‘sanat’ kelimesini silmeye başlar. ‘Teknoloji’ kelimesi ‘bilim’ kelimesini siler. ‘Yönetim’ kelimesi ‘politika’ kelimesini siler. ‘Cinsellik’ kelimesi aşkı siler. Piyasayla türdeş olmak gibi olağanüstü bir meziyeti olan ve içinde geçen terimlerin hepsi bir ticari sunum
“Çamurun kerpiçe, kerpicin duvara, duvarın odaya ve odanın hayata dönüşümü. Bin dokuz yüz yetmiş yedi haziranı. … her gün, gece gündüz, kar kış, yağmur çamur, yaz sıcak toz toprak…”
Bu birkaç satırda mimarlık neredeyse bütün teorik yükünden arınıyor ve en yalın hâline dönüyor: malzemenin hikâyesine. Çamur önce elde yoğrulan bir şey,
“Dilbilimsel şemalar, genelde göstergelerle kullanılır. O zaman ‘mimarlık elemanlarını bu şemaya nasıl oturturuz?’ diye düşünüyor bu ilk kuramcılar. Bütün bunların mimariyi bu çerçeveye oturtmaya yönelik çalışmalarında birkaç temel kavramın ön plana çıktığını görüyoruz.”
Bu satırları okurken mimarlığın sessizce konuşan bir dil olduğu fikri yeniden beliriyor. Duvar, kapı, boşluk, merdiven… Hepsi
“Yazı bir tür canlı mıknatıslanma alanı oluşturuyor, böyle bir alan üretiyor. Bu açıdan baktığımda, benim başarılı gördüğüm projelerim her zaman iki an’dan kaynaklanmışlardır: İlk olarak, yaşanmaz bir şeyi açığa çıkarırım. İkinci an: Yaşanmaz olanı yaşanabilir olana dönüştüren bir fikir ortaya çıkar.”
Bu cümleleri okurken mimarlıkla yazı arasındaki mesafe bir
“Mimarlık alanında alaycı dönüştürüm; tarihi yapının mimari elemanlarının biçimsel veya üslupsal değişikliğe uğraması olarak değerlendirilmiştir. Bu kapsamda pencere, kapı ve çatı gibi mimari yapı elemanlarının boyutsal özelliklerinin değiştirilmesi, bozulması veya yok edilmesi olarak tanımlanmıştır.”
Metni okurken ister istemez şunu düşünüyorum: Mimarlık bazen en sert eleştirisini yine mimarlığın kendi diliyle yapıyor.
“Basılı portfolyolarda konsepti tamamlayan, tasarım konseptinin üzerine kurulduğu yön verici bir tasarım detayıdır. Boyut ve tasarımcının yaratıcı fikrine göre her tür ölçü tercih edilebilir. Ancak çok büyük ölçüde bir portfolyo yapmak iyi bir fikir olmayabilir.”
“Kare formatta seçilen sayfa boyutu, kitapçık açıldığında karşılıklı sayfa olarak dikdörtgen bir alan sunarken; yatay
Kitaplarınızı kütüphanenize nasıl yerleştiriyorsunuz? Yazar adına göre mi? Yayınevine göre mi? Yoksa benim gibi kendinize göre bir kategorizasyon stili mi geliştirdiniz?