“Dikkat edileceği üzere, mimarideki olumsuz değişmelerden söz ettiğimiz bu bölümde ‘ülkemizdeki yapılaşmalar’ ifadesi, olumlu değişimlerden söz edilen bir sonraki bölümde ise ‘ülkemizdeki mimari’ ifadesi kullanılmıştır. Bunun nedeni, olumlu değişimin mektepli –veya alaylı– mimarlarımızın elinden çıkması, olumsuzlukların büyük bölümünün ise mimar olmayan, bir mimara veya inşaat mühendisine ihtiyaç duymadan, çoğu ruhsatsız
“Salon ve salamanje, adeta bir müze ve sergi mekânı olarak işlev görmektedir. Üst sınıf bir ailenin maddi ve kültürel sermayesini sergilemek istercesine çeşitli mobilya ve eşya yerleştirilmesi yapılmıştır. Ağır kumaşlar perdeler, Türk halıları/kilimleri, el işçiliği ürünü ahşap mobilyalar, koltuklar üzerine serpiştirilmiş yastıklar, altın varaklı/yaldızlı detaylar, kristal avizeler, abajurlar,
“Kentsel mekânın nasıl bir dokuda oluştuğu ise her yapı için farklılık arz eden bir meseledir. ‘Hızla değişen sosyo-ekonomik ve mekânsal yapıyı ve onun bağımlı değişkenlerini denetlemek ve yönlendirmek dört ayrı disiplini ilgilendirmektedir. Ekonomistler kentin istihdam boyutu ile ilgilenirken, sosyolog ve sosyal antropologlar sınıf yapısı ile sosyal psikologlar uyum sorunları ile
“Açık Sütun bu tarihsel imgeyi, fallik formu, apaçık görünür olanı alaşağı eder, hem de yineleyerek, meydanın tam merkezinde kulenin negatifi, şeffaf bir kopya, sıkıştırılmış sütun olarak.
Michael Asher’in benzer bir işi var. Asher, Art Institute of Chicago’nun girişinde duran George Washington heykelini, 18. yüzyıl sonu Avrupa sanatından yapıtların
A.A.: Bu yüzden anakronizm’den söz ediyor sanırım, çünkü biçimsel bir benzerlik var aralarında.
H.D.: Görünüş benzerliği var.
A.A.: Görünüş, evet.
H.D.: O Pollock’tan daha çok lekeci.
A.A.: Hegel’den söz ettiniz, Hegel sanatın nesnenin kendisiyle değil görünümüyle, yüzeyiyle ilgilendiğini düşünüyordu. Bu açıdan, Hubermann’
“Büyük Atatürk’ün Samsun’a çıktığı yıl olan 1919’da, İstanbul’da birkaç ressam bir araya geldi ve kendilerine destek bulmak, resim sanatını yaygınlaştırmak, sevdirebilmek için ülkemizde ilk kez bir ‘Ressamlar Birliği’ kurdular. Daha sonra, Avrupa’yı gezip gören, sanatları takip eden bazı ressamlar ülkemize döndüklerinde, 1928’de ‘Bağımsız Ressamlar