“Enerji etkin konutlar; tasarımı, inşa süreci ve tüm yaşam döngüsü boyunca enerji tüketimi en aza indirilen binalardır… Ancak literatürde, mimari tasarım sürecinde en önemli faktörlerden biri olan kullanıcı memnuniyeti parametresi özeline ise bir çalışma olmadığı görülmektedir.”
Enerji etkinlik çoğu projede sayısal bir hedefe indirgeniyor: daha kalın yalıtım, daha iyi cam,
“Mimari tasarım, üzerinde taşıdığı bilgi yükü açısından farklı disiplinlerin ve mimarlık alt konularının birleşiminden oluşmaktadır. Bu karmaşık ilişkilerin bir arada düşünülmesi gerekir ve sonuçta mimari tasarım, en optimal çözüme ulaşmayı hedefleyen bir süreci kapsar.”
Mimarlık çoğu zaman dışarıdan bakınca estetik bir üretim gibi algılanıyor. Oysa stüdyoda geçen ilk haftadan itibaren
“Yapı alanı çevresinde, yönlenimi belirleyen başka etkenler de bulunabilir… Bu farklı durumlar belirli bir yönlendirme stratejisi gerektirebilir ve tasarımınızı geliştirirken konuma dayalı yaklaşımlar esinleyebilir.”
Plan çizerken çoğu zaman ilk refleksimiz kuzey oku oluyor. Güneş nerede, cepheyi oraya açalım. Oysa metnin hatırlattığı şey basit ama kritik: yönlenme sadece iklim meselesi değil,
“Aalto, Mies van der Rohe’nin yapılarında görebileceğimiz türden birleştirici bir ‘ızgara’ kullanmak yerine, programdaki her bir öğeye kendi kimliğini ve özgün biçimini verir; sonra da bu öğeleri, ideal biçimlerini bozacak şekilde sıkıca paketler.”
Bu cümle aslında çok pratik bir tasarım kararını tarif ediyor: önce sistemi kurmak yerine, parçaları tanımlamak.
“Yerleşim, metrik bir avludur. Tasarımın başlangıç noktası, etrafında 7 adet evin yer aldığı 8×8 metrelik bir avludur… Evler 45 metrekareden 70 metrekareye kadar büyüyebilecek şekilde oldukça basit planlanmışlardır. Her ev komşusunun bahçe duvarına kadar büyüyebilir.”
Kent tasarımı çoğu zaman yukarıdan bakınca büyük kararlar gibi görünür: akslar, meydanlar, siluetler. Oysa
“Tuğla duvarlar örülürken, üst üste gelen iki örgü sırasının derzlerinin üst üste gelmemesi (çakışmaması) gerekir. Bunun için getirilmiş olan örgü kurallarına göre duvarlar birbiri üzerine sürekli örülen özel iki sıradan oluşur.”
Tuğla örgüsü çoğu zaman öğrencilikte ezberlenen bir detay gibi anlatılır; yarım, çeyrek, üç çeyrek… Oysa mesele yalnızca modül hesabı
Kitaplarınızı kütüphanenize nasıl yerleştiriyorsunuz? Yazar adına göre mi? Yayınevine göre mi? Yoksa benim gibi kendinize göre bir kategorizasyon stili mi geliştirdiniz?