“Üretim aşamasında duvara tosladığınız ve çalışmalarınızda hiçbir ilerleme kaydedemediğiniz zamanlar olur. Eserden uzaklaşmadan önce tekdüzeliği kırmanın ve sanki eserle ilk kez ilgileniyormuşsunuz gibi heyecanınızı tazelemenin bir yolunu bulmak, faydalı olacaktır.
Kayıt stüdyosunda zaman zaman sanatçılara buna yönelik alıştırmalar öneririm. Alıştırmaları herhangi bir sonuç alma beklentisi olmadan deneriz. Amaç sadece heyecanı yeniden canlandırmak ve yeni icra yöntemleri keşfetmektir.”
Bu ton biraz kişisel, daha içe dönük. Büyük kavramlar yok; kent, toplum, ideoloji yok. Sadece çok tanıdık bir durum var: tıkanmak.
“Duvara toslamak.”
Mimarlıkta bunun karşılığı çok net: projeye bakıp hiçbir şey ekleyememek. Planı saatlerce döndürüp yine aynı yere gelmek. Çizginin ilerlememesi.
Rubin’in önerdiği şey şaşırtıcı derecede basit: sonuçsuz alıştırma.
Yani üretmek için değil, hareket etmek için yapmak.

Bu bana tasarım sürecinde unuttuğumuz bir şeyi hatırlatıyor. Çoğu zaman her çizginin “işe yaraması” gerekiyor sanıyoruz. Her eskiz hemen projeye dönüşmeli. Oysa belki de en verimli anlar, boşa gibi görünen denemeler.
Bir planı ciddiye almadan karalamak.
Saçma bir maket yapmak.
Sırf el ısınsın diye kesit çizmek.
Bunlar sonuç üretmez ama zihni açar.
Metindeki “sanki ilk kez ilgileniyormuşsunuz gibi” ifadesi hoşuma gidiyor. Çünkü tasarımın başındaki merakla sonundaki yorgunluk arasında büyük fark var. Tekdüzeliği kırmak belki de teknik değil, duygusal bir hamle.
Bazen projeyi düzeltmek yerine, projeye bakışını tazelemek gerekiyor.
Kısacası pasaj şunu söylüyor: yaratıcılık hep ileri gitmek değil; bazen yan adım atmak. Hatta biraz oyalanmak.
Ve belki de o oyalanma, en ciddi üretimin başlangıcı.
Kitabın adı: Yaratıcı Eylem: Bir Var Olma Biçimi
Kitabın özgün adı: The Creative Act: A Way of Being
Yayınevi: Domingo
Yazar: Rick Rubin
Çeviri: Emre Gözgü
Basım tarihi: 2024
Sayfa sayısı: 344
Yorumlar