Kendi ritüeli olan ya da olması gereken bir eylem olarak görüyorum şahsen okumayı. Pennac'ın bir anlamda "kuralsızlık" kurallarını yorumlama şeklinde de düşünebilirsiniz. Yani okumak benim şahsi meselem derken herhangi bir ideoloji ya da anlam yükleme çabasına da girişmeden bunu yapmaktan bahsediyorum.
Taze bir filtre kahve (ya da americano da olur), kitabı çiziktirerek - karalayarak ona işkence yapma fikrine soğuk biri olarak not alabileceğim şöyle şekilli şukullu not defterlerim ya da baya dümdüz boş kaliteli A4 kağıtlarım olmazsa olmaz okuma esnasında 🤔

Millet e-kitaba geçmiş orada dijital kalemle notlarını çiziktirirken ben böyle analog takılmayı daha eğlenceli ve okuma eyleminin bağlamıyla daha uyumlu olduğunu düşünüyorum.
Kalem meselesine gelecek olursak (ki bence bu içerikte gelmeyelim sonra içinden çıkamayız ona ayrı bir içerikte değinsek süper olur) tutuş hissine oldukça önem veriyorum. Bana yazma cesareti veriyor.
Evet, bence de ilginç 😅
Kitabı okurken koklamayı da seviyorum. Valla, bildiğin sayfaların birleşim yerlerini, derin derin hem de.
Bu meseleyi anlatmak hoşuma gitti. Mutlaka devamı gelecek ama şimdilik bu kadar kâfi.
Yorumlar