“Yerleşim, metrik bir avludur. Tasarımın başlangıç noktası, etrafında 7 adet evin yer aldığı 8×8 metrelik bir avludur… Evler 45 metrekareden 70 metrekareye kadar büyüyebilecek şekilde oldukça basit planlanmışlardır. Her ev komşusunun bahçe duvarına kadar büyüyebilir.”
Kent tasarımı çoğu zaman yukarıdan bakınca büyük kararlar gibi görünür: akslar, meydanlar, siluetler. Oysa burada tarif edilen şey neredeyse tersine işliyor. Kent, bir makro plandan değil, tekrar eden küçük bir birimden – 8×8’lik bir avludan – türetiliyor. Yani şehir, aslında bir detayın çoğalması.
Bu yaklaşımın teknik tarafı önemli: büyüme kontrolsüz değil, tarifli. Her konutun nereye kadar genişleyebileceği, komşuyla nasıl temas edeceği, kamusal alanın nerede başlayıp biteceği baştan tanımlanıyor. Grid burada estetik bir tercih değil; altyapıyı, maliyeti ve inşa kolaylığını yöneten bir organizasyon aracı.

Bugün parametrik tasarım konuşurken yaptığımız şey de çok farklı değil aslında. Bir kural seti tanımlıyoruz, sonra form onun içinden türetiliyor. Correa’nın yaptığı ise bunun analog versiyonu: modül koy, sınır koy, sonra hayat kendi mimarisini kursun.
Belki de iyi kent tasarımı, her şeyi tasarlamak değil; büyümenin mantığını tasarlamak.
Kitabın adı: Modül ve Mimarlık
Yayınevi: Nobel Akademik Yayıncılık
Yazar: Yusuf Civelek, Genco Berkin
Basım tarihi: 2020
Sayfa sayısı: 104
Yorumlar