Uygulamaları ve fikirleri bir şekilde medyadan ya da bizatihi yapıların kendisini deneyimleyerek haberdar olup okuma - inceleme fırsatı bulabiliyoruz. Ancak teorik çerçeveyi, ana resmi görmeyi, arkaplan öyküsünü, bağlamı tasarımcısından öğrenmeyi, kuramsal yönlerini keşfetmeyi bu tür kitaplardan öğrenebiliyoruz. Yani bu tür mimarlık kitapları evet, iyi ki varlar.

Bu tür kitapları, ofisin portfolyosu olmaktan çıkararak text bazlı yukarıda saydığım materyaller ile zenginleştirilmiş şekilde okumak - incelemek de bir hayli keyifli. Kitapların dizgi, tasarım, editoryal dil, anlatım şekli, üslubu, sayfaların - kapağın tasarımı, metin yoğunluğu gibi pek çok parametre daha ilk andan itibaren "ben farklıyım" diyor.

Her seviyeden okuyucunun içerisine girebileceği ağırlıkta - dolulukta kitaplar çoğunlukla.

Bir önceki paragrafta değindiğim meseleler kitabın pahada da ağır olmasına neden olabiliyor. Bazı ofisler bunu sponsor bir yapı malzemesi ya da aynı endüstriden bir markanın etiketini kullanarak basıma hazır hale getirebiliyor. Son kullanıcı nezdinde yine mimarlık kitaplarının neden pahalı olduğunu açıklamaya yetmiyor tabi bu durum.

Ofisin irili ufaklı özellikle bir hikayeye sahip işlerini geliştiricilerinin kendisinden izlemek anlam dünyasında farklı bir düzlem daha oluşturuyor.

Mesela Siza'nın Apaçıklığı İmgelemek adlı harika da bir ismi olan kitabı bu tür kitaplara harika bir örnek kendi kitaplığımdan.

Bernard Tschumi'nin Mimarlık ve Kopma kitabı ise proje anlatımlarını kuramsal dilin çok gerisinde bırakır. Proje anlatımları derken eskiz, çizim, görsel, fotoğraf vs. olarak kastediyorum.

İlk verdiğim örnek bi-tık daha monografi niteliğindeyken ikincisi tam anlamıyla araya üretimlerin de bazen aşikâr bazen gizli gizli sokulduğu bir kitap.

Nevzat Sayın: Düşler Düşünceler İşler de Siza'nın ki gibi sayılabilir. Bu arada düşünsel anlamda Nevzat Sayın benim için apayrı bir yerde konumlanır. Tıpkı Tanyeli gibi. Tıpkı 3 Doğan gibi. Güzer ya da Köksal'da. İhsan Bilgin ve Cengiz Bektaş'ı da unutmayalım. Neyse konuyu dağıtmayalım. Bu isimler hakkında söyleyeceklerimi (duyduğum saygının boyutu vd. şeyler) başka yazılarda ele almak niyetindeyim.

Ömer Selçuk Baz'ın Yalın Şeyler'ini de unutmamalı bu arada. Son dönemlerdeki bu türden en iyi işler arasında bana göre.

İlk bakışta aklıma gelenler ile kendi kütüphanemde olanlardan bazı kaynakları, isimleri, ofisleri sıralamaya çalıştım. Yazının daha fazla uzamaması adına da bu konuyla ilgili benim söyleyeceklerim bunlardan ibaret. Sizin eklemek istedikleriniz olursa ücretsiz üye olarak yorum bölümünü yeşillendirebilirsiniz.


06.02.2026 | Güncelleme: Konuyla ilgili geçmiş yıllarda kaleme alınan güzel bir metin daha okumak isteyenler için;

Kırmızı Bir Tuğla: Düşünceler/İşler
« Sözlerine içerliyor, üzülüyorum önce; fakat herkesin selameti için onun dilediği gibi kesiyorum [...] O da bana tipografi, sayfa düzeni, kapak/cilt tasarımı konusunda alan açıyor. »