“Mimarlık alanında alaycı dönüştürüm; tarihi yapının mimari elemanlarının biçimsel veya üslupsal değişikliğe uğraması olarak değerlendirilmiştir. Bu kapsamda pencere, kapı ve çatı gibi mimari yapı elemanlarının boyutsal özelliklerinin değiştirilmesi, bozulması veya yok edilmesi olarak tanımlanmıştır.”
Metni okurken ister istemez şunu düşünüyorum: Mimarlık bazen en sert eleştirisini yine mimarlığın kendi diliyle yapıyor. Bir kapının yerini kaydırmak, pencerenin oranını bozmak ya da çatıyı “yanlış” bir ölçekte yeniden kurmak; aslında sessiz bir cümle kurmak gibi. Sanki yapı, kendinden önce yazılmış bir metne dipnot düşüyor, hatta hafifçe dalga geçiyor. Bu hâliyle tasarım, yalnızca biçim üretmek değil, geçmişle tartışmak, onu yeniden yazmak oluyor.

Belki de bu yüzden restorasyon, yeniden işlevlendirme ya da eklemlenmiş çağdaş müdahaleler bana hep birer “metinlerarası jest” gibi geliyor. Eskiyle yeninin yan yana duruşu, tıpkı iki paragrafın çarpışması gibi: biri ciddiyetle anlatırken diğeri ironi katıyor. Mimarlık burada sadece inşa etmiyor; alıntılıyor, bozuyor, dönüştürüyor ve yeniden söylüyor. Okumayı bilen için her cephe aslında küçük bir eleştiri metni.
Kitabın adı: Mimarlıkta Metinlerarası Serüven
Yayınevi: Gece Akademi
Yazar: Serap Faiz Büyükçam
Basım tarihi: 2018
Sayfa sayısı: 102
Yorumlar