Gürkan Akay’ın hem mimar hem fotoğrafçı kimliğiyle yıllara yayılan üretiminden süzülen TANIK, yalnızca bir fotoğraf albümü değil; sahadan, yerinde ve doğrudan bir kayıt.

Akay, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde mimarlık eğitimine başladığı dönemden bu yana yapılı çevreyi fotoğrafla belgeliyor. Kitapta, yaklaşık 2.500’ü aşkın yapı arasından seçilmiş bir derleme yer alıyor. Bu seçki, Türkiye’de 1995–2025 arasında gerçekleşen mimari üretimin çeşitliliğini; konutlardan kamusal yapılara, küçük ölçekli müdahalelerden büyük komplekslere uzanan geniş bir spektrumla görünür kılıyor.

Metnin öne çıkan tarafı, Akay’ın “mimar gözü” ile “fotoğrafçı refleksi”nin kesiştiği yerde durması. Bu yaklaşım, yapıların yalnızca estetik imgeler olarak değil, mekânsal mantıkları ve tasarım kararlarıyla birlikte okunmasını sağlıyor. Fotoğraflara tasarımcıların proje anlatımları ve eskizlerinin eşlik etmesi de kitabı salt bir görsel arşiv olmaktan çıkarıp, mimarlık pratiğine dair somut bir referans kaynağına dönüştürüyor.

Kitap; Deniz Aslan, Murat Germen ve Nevzat Sayın’ın sunuş yazılarıyla açılıyor. Bu metinlerde Akay’ın üretimi, hem mimarlık tarihi açısından bir bellek çalışması hem de disiplinler arası bir pratik olarak ele alınıyor. Özellikle uzun vadeli ve sistematik bir arşiv oluşturma çabası, kitabın en güçlü tarafı olarak vurgulanıyor.

Kurumsal tarafta ise Marwood’un katkısı bulunuyor. Yayın sürecinde danışmanlık ve editöryel ekip de dikkat çekici: Selim Velioğlu danışmanlığında, Burçin Yılmaz tarafından yayına hazırlanan kitapta fotoğraf editörlüğünü Şenay Akay, grafik tasarım ve uygulamayı Resul Atabay, kapak tasarımını ise İlknur Alparslan üstleniyor.

Mimarokur’un perspektifinden bakıldığında TANIK, yeni çıkan bir kitap olmanın ötesinde, masada açık kalabilecek bir başvuru kaynağı gibi duruyor. Güncel Türkiye mimarlığını tek tek projeler üzerinden değil, birikimli bir süreklilik içinde görmek isteyenler için işlevsel bir arşiv. Öğrenciler için referans, araştırmacılar için belge, pratikte çalışan mimarlar içinse yakın geçmişe hızlı bir bakış sunuyor.

Kısacası, gösterişli bir “coffee table book”tan çok, sahada üretilmiş ve disiplinin hafızasına eklemlenen ciddi bir kayıt. Türkiye’de mimarlık üretiminin son otuz yılını toplu halde görmek isteyen herkes için rasyonel ve kalıcı bir kaynak.