“Kadının hem ücretli işte çalışması hem de ev içi işlerden birincil sorumlu olması, kadının emeğinin hem kapitalizm hem de erkekler tarafından istismar edilmesi olarak değerlendirilmektedir.”
“Ev içi mekânda kamusal alan aktivitelerinin yeniden üretilmesi, erkeklik kimliğinin ev içinde de onaylanmasını sağlamaktadır.”
Mekânı Düşünmek, mekânı yalnızca fiziksel bir düzenleme olarak değil, iktidarın gündelik hayatta nasıl çalıştığını gösteren bir ara yüz olarak ele alır. Bu pasajda ev, güvenli ve nötr bir iç mekân olmaktan çıkar; toplumsal rollerin yeniden üretildiği, görünmez bir çatışma alanına dönüşür.
Metnin yaptığı en önemli şey, ev içi mekânı “özel” olmaktan kurtarmasıdır. Ev, burada kamusal olanın sızdığı bir yerdir. Çalışma odaları, balkonlar, bahçeler ya da belirli eşyalar; kamusal alana ait davranışların ev içinde yeniden sahnelenmesini mümkün kılar. Mekân, bu anlamda bir arka plan değil, aktif bir fail gibi çalışır.
Dikkat çekici olan, mekânın cinsiyetle kurduğu bu ilişkinin çoğu zaman görünmez olmasıdır. Ev planı çizilirken ya da bir mekân “işlevsel” olarak tarif edilirken, bu işlevlerin kime hizmet ettiği sorusu genellikle sorulmaz. Oysa metin, mekânın tarafsız olmadığını; aksine toplumsal rolleri sessizce pekiştirdiğini gösterir.
Burada “kendileme” kavramı öne çıkar. Erkeklerin ev içindeki belirli mekân parçaları üzerinden kimliklerini yeniden kurmaları, mekânın sembolik gücünü açığa çıkarır. Çalışma odası, yalnızca bir oda değildir; kamusal performansın ev içine taşındığı bir sahnedir. Böylece ev, dinlenme alanı olmaktan çok, rol dağılımının yeniden teyit edildiği bir düzene dönüşür.
Metinlerarası bir okumada bu durum, mekânın anlatılar arasında dolaşan bir yapı olduğunu düşündürür. Aynı ev, farklı bedenler için farklı anlamlar üretir. Birinin sığınağı olan yer, diğeri için bir yük alanıdır. Mekânın kendisi değişmez; ama deneyimlenen mekân sürekli dönüşür.
Bu pasaj, mimarlık ya da mekân düşüncesi için rahatsız edici ama gerekli bir soruyu gündeme getirir:
Bir mekânı “iyi” yapan şey nedir?
Konfor mu, düzen mi, yoksa bu düzenin kim için kurulduğu mu?
Mekânı Düşünmek, tam da bu soruyu açık bırakır. Okura hazır cevaplar sunmaz; mekânın gündelik hayatla kurduğu ilişkiyi dikkatle izlemeyi önerir. Ev, burada romantize edilmez. Aksine, içindeki çatlaklarla birlikte okunur.

Bir kitap tavsiyesi olarak bu metin, mekânı sevenler için değil;
mekânı sorgulamak isteyenler için anlamlıdır.
Çünkü bazı mekânlar bizi barındırmaz;
bizi şekillendirir.
Kitabın adı: Mekanı Düşünmek
Yayınevi: Nika Yayınevi
Yazar: Saim Can Beritan, Evren Haspolat, Hakan Sağlam, Deniz Yıldırım, Ceyhun Gürkan, Ezgi Karmaz, Emre Erol, Güncel Önkal, Erdem Yazar, Hilal Peker Dural, Gülgün Meşe, Şeyma Duman, Asu Beşgen, Ali Somel, Berrak Erdal, N. Ezgi Zünbüloğlu, T. Kerem Koramaz
Basım tarihi: 2022
Sayfa sayısı: 256
Yorumlar