“Yıkıntılar ve molozlar, tarihî-sanatsal önemi olmayan bir binanın kalıntıları da olsa, zihinsel bir odaklanmanın ürünü oldukları için saygı duymak gerekir.”
Belardi’nin burada yaptığı şey, mimarlığın alışık olduğu değer ölçütlerini sessizce tersyüz etmektir. Bir yapının korunmaya değer olup olmadığına karar verirken başvurduğumuz tarih, stil ya da mimar ismi; bu metinde yerini bakışa ve dikkat biçimine bırakır. Yıkıntı, artık sadece kaybın değil, düşüncenin de nesnesidir.
Simmel ve Augé’ye yapılan göndermeler, enkazı bir “son” olmaktan çıkarıp zamanın görünür hâli olarak ele alır. Harabe, insan yapımı olanla doğanın birlikte çalıştığı nadir alanlardan biridir. Artık mimar yoktur; ama rüzgâr, yağmur, bitki örtüsü ve erozyon aktif birer tasarımcıya dönüşür.
“Bir binanın enkazı, doğanın başka güç ve başka biçimlerinin sanat eserinin yok olmuş ya da tahrip olmuş taraflarında geliştiğini gösterir.”
Bu cümle mimarlık açısından son derece rahatsız edicidir. Çünkü burada mimarlığın “kontrol” iddiası askıya alınır. Yapı çöker; ama mekân bitmez. Aksine, yeni bir bütünsellik ortaya çıkar. Enkaz, tamamlanmamış değil; başka bir biçimde tamamlanmış bir durumdur.
Belardi’nin vurguladığı çekicilik, nostaljik bir romantizm değildir. Bu çekicilik, insan eliyle üretilmiş olanın sonunda doğanın ürünü gibi algılanmaya başlamasından doğar. Harabe artık ne tam olarak yapıdır, ne de bütünüyle doğa. İkisinin arasında, gerilimli ve üretken bir eşikte durur.
“Harabeler, içeriklerini ve kalıntılarını geri vermeden, her nasılsa olduğu gibi geçmiş hayatın bugünkü biçimini oluşturur.”
Bu çok önemli. Harabe geçmişi temsil etmez; geçmişi şimdiye taşır. Yeniden inşa etmeye çalışmadan, taklit etmeden, restore etmeden… Sadece var olarak. Bu yüzden bazen doğru yapılmış bir imitasyonla özgün eserin aynı değeri taşıyabileceği fikri ortaya çıkar. Çünkü mesele özgünlükten çok, algı ve deneyimdir.
Belki de Norcia’nın asıl öğrettiği şudur:
Mimarlık sadece inşa etmekle ilgili değildir.
Bazen yıkımın bıraktığı izlere bakmayı öğrenmek, en az yapmayı öğrenmek kadar öğreticidir.
Ve bazı mekânlar, tam da çöktükleri için konuşmaya başlar.
Kitabın adı: Norcia'nın Öğrettikleri
Kitabın özgün adı: L'insegnamento di Norcia
Yayınevi: Janus Yayıncılık
Yazar: Paolo Belardi
Çeviri: Nilüfer Uğur Dalay
Basım tarihi: 2020
Sayfa sayısı: 160
Yorumlar