“Tuğla duvarlar örülürken, üst üste gelen iki örgü sırasının derzlerinin üst üste gelmemesi (çakışmaması) gerekir. Bunun için getirilmiş olan örgü kurallarına göre duvarlar birbiri üzerine sürekli örülen özel iki sıradan oluşur.”
Tuğla örgüsü çoğu zaman öğrencilikte ezberlenen bir detay gibi anlatılır; yarım, çeyrek, üç çeyrek… Oysa mesele yalnızca modül hesabı değildir. Buradaki temel prensip aslında çok basit bir mühendislik refleksidir: yükü dağıtmak. Derzlerin çakışmaması, duvarın tekil elemanlardan oluşan kırılgan bir yüzey olmaktan çıkıp, sürekliliği olan bir kütleye dönüşmesini sağlar.
Başka bir deyişle, iyi bir duvar “tuğlaların toplamı” değildir; doğru kurgulanmış bir dizilimdir. Aynı malzemeyle, sadece örgü kararını değiştirerek hem dayanımı hem de davranışı farklı bir yapı elde edersiniz. Tasarımın çoğu zaman büyük formlarda değil, bu tür küçük tekrar kararlarında saklı olması biraz da mimarlığın ironisidir.

Bugün dijital modellemede tek bir kalınlık çizgisiyle gösterdiğimiz duvarın arkasında aslında böyle mikro stratejiler var. Çizimde görünmeyen bu kurallar, şantiyede yapının karakterini belirliyor. Belki de teknik detay dediğimiz şey tam olarak bu: estetikten önce gelen, ama sonunda estetiği mümkün kılan görünmez mantık.
Kitabın adı: Temeller Duvarlar ve Döşemeler
Yayınevi: Yem Yayınları
Yazar: Lemi Yücesoy
Basım tarihi: 2007
Sayfa sayısı: 100
Yorumlar