“Her mimari tasarım probleminin, kendinden çok daha büyük ve anlaşılması zor bir bütünün parçası olduğunu kabul etmek… Problem çözümünün kısıtlandığı yapılı çevrenin ötesine geçerek, tarihsel, kentsel, gündelik kullanım gibi birçok farklı katman üzerinden konuyu yeniden ele almak, kolektif bir düşünce sistemi kurmamıza yardımcı oluyor.”

Aslında tasarımı “nesne üretmek”ten çıkarıp “ilişki kurmak” olarak tanımlıyor. Bina ya da form, sonuç; esas iş, o sonucu doğuran bağlamlar arasında gezinmek. Tarih, kullanıcı, mahalle, alışkanlık, hafıza… Hepsi tasarımın görünmez malzemeleri gibi. Bu bakış, mimarın tekil bir yaratıcı değil, daha çok editör ya da küratör gibi çalıştığını ima ediyor: var olan katmanları seçen, eleyen, yeniden dizen biri.

Ayrıca “problemin kendisinden daha büyük bir bütün” vurgusu önemli. Çünkü bu, mimarlıkta sık gördüğümüz “ikon bina” arzusunu neredeyse anlamsızlaştırıyor. Tek başına parlayan bir nesne yerine, çevresiyle konuşan bir yapı fikri öne çıkıyor. Tasarım burada kahramanlık değil, uyum ve örgütleme pratiği.

Kısacası PLUG’ın dili, biçimden çok düşünme yöntemini tarif ediyor: kelimeler, diyagramlar, kavramlar… Yani mimarlık önce zihinde kurulan bir ağ, sonra mekâna dönüşen bir yapı. Bu da ofis pratiğini “çizim üretimi”nden çok “anlam üretimi”ne yaklaştırıyor.


Kitabın adı: Plug – Kelimeler Üzerinden Bir Mimarlık Ofisinin Üretimleri
Yayınevi: b. kitap
Yazar: Buşra Al
Basım tarihi: 2023
Sayfa sayısı: 114