“Mimari fotoğrafçılığın ikilemlerinden biri, bir yandan belgeleme işi yaparken diğer yandan sanatsal bir faaliyet içinde bulunuyor olmak.”
Cemal Emden’in bu tespiti, mimari fotoğrafın belki de en sessiz gerilimini açık eder: Fotoğraf hem tanıklık eder hem yorumlar. Yapı oradadır, sabittir; ama fotoğraf, onu hiçbir zaman tarafsız biçimde göstermez. Kadraj, mesafe, ölçek ve hatta baskı boyutu bile bu tanıklığın tonunu değiştirir.
Belgeleme iddiası, mimari fotoğrafta çoğu zaman bir güven duygusu üretir. “Bu yapı budur” der gibi konuşur fotoğraf. Oysa Emden’in işaret ettiği sanatsal alan, bu kesinliği kırar. Fotoğraf, yapıyı anlatmak yerine onunla mesafesini görünür kılar. Artık karşımızda yalnızca bir bina değil, ona bakan bir göz vardır.
Burada mimari fotoğraf, mimarlığın tamamlayıcısı olmaktan çıkar. Yapının çevresinde dolaşır, bazen ona yaklaşır, bazen bilinçli olarak geri çekilir. Özellikle ölçek meselesi bu noktada önemlidir. Fotoğrafın küçük ya da büyük basılması, mimarlığın nasıl algılanacağını doğrudan etkiler. Küçük bir fotoğraf, izleyeni yaklaştırır; detay aramaya, yüzeye dikkat kesilmeye zorlar. Büyük bir baskı ise yapıyı neredeyse yeniden inşa eder, bakışı teslim alır.
Bu yüzden mimari fotoğraf, sadece “gösterilen” bir şey değildir; bakışın hızını ve süresini de tasarlar.

Ne kadar süre duracağımızı, nerede takılacağımızı, neyi fark etmeyebileceğimizi belirler. Mimarlık mekânda nasıl deneyimleniyorsa, fotoğraf da zihinde öyle deneyimlenir.
Emden’in metninde sezilen asıl mesele şu: Mimari fotoğraf, yapının çevresinde dolaşırken onu çözmez; aksine bazen daha da muğlaklaştırır. Ama bu bir kayıp değildir. Çünkü mimarlık, fotoğraf sayesinde bitmiş bir nesne olmaktan çıkar, tekrar tekrar okunabilir bir şeye dönüşür. Her fotoğraf, mimarlığa yeni bir soru ekler.
Belki de mimari fotoğrafın değeri tam burada yatar. Yapıyı açıklamakta değil, onu tam olarak açıklamaktan kaçınmakta. Belge ile yorum arasındaki o ince çizgide durur. Ne tamamen sessizdir, ne de her şeyi söyler.
Ve mimarlıkla kurduğu ilişki de tam olarak böyledir:
Kesinlik değil, düşünmeye açık bir mesafe.
Yorumlar