Taze çekilmiş bir kahveyi sıcacık yudumlarken kitapların içinde kaybolmak ve hafif bir müzik ile ılık bir esinti.. İçeriğinden ziyade okuma eyleminin kendisine odaklanan rafine bir tutku sahibi anonim mimar.
“Açık Sütun bu tarihsel imgeyi, fallik formu, apaçık görünür olanı alaşağı eder, hem de yineleyerek, meydanın tam merkezinde kulenin negatifi, şeffaf bir kopya, sıkıştırılmış sütun olarak.
Michael Asher’in benzer bir işi var. Asher, Art Institute of Chicago’nun girişinde duran George Washington heykelini, 18. yüzyıl sonu Avrupa sanatından yapıtların
A.A.: Bu yüzden anakronizm’den söz ediyor sanırım, çünkü biçimsel bir benzerlik var aralarında.
H.D.: Görünüş benzerliği var.
A.A.: Görünüş, evet.
H.D.: O Pollock’tan daha çok lekeci.
A.A.: Hegel’den söz ettiniz, Hegel sanatın nesnenin kendisiyle değil görünümüyle, yüzeyiyle ilgilendiğini düşünüyordu. Bu açıdan, Hubermann’
“Büyük Atatürk’ün Samsun’a çıktığı yıl olan 1919’da, İstanbul’da birkaç ressam bir araya geldi ve kendilerine destek bulmak, resim sanatını yaygınlaştırmak, sevdirebilmek için ülkemizde ilk kez bir ‘Ressamlar Birliği’ kurdular. Daha sonra, Avrupa’yı gezip gören, sanatları takip eden bazı ressamlar ülkemize döndüklerinde, 1928’de ‘Bağımsız Ressamlar
“Bir hakikat usulünün isminin geçerli olması gereken yerde, onu bastıran bir başkası egemen olur. ‘Kültür’ kelimesi, ‘sanat’ kelimesini silmeye başlar. ‘Teknoloji’ kelimesi ‘bilim’ kelimesini siler. ‘Yönetim’ kelimesi ‘politika’ kelimesini siler. ‘Cinsellik’ kelimesi aşkı siler. Piyasayla türdeş olmak gibi olağanüstü bir meziyeti olan ve içinde geçen terimlerin hepsi bir ticari sunum
Kitaplarınızı kütüphanenize nasıl yerleştiriyorsunuz? Yazar adına göre mi? Yayınevine göre mi? Yoksa benim gibi kendinize göre bir kategorizasyon stili mi geliştirdiniz?