“Kentsel mekânın nasıl bir dokuda oluştuğu ise her yapı için farklılık arz eden bir meseledir. ‘Hızla değişen sosyo-ekonomik ve mekânsal yapıyı ve onun bağımlı değişkenlerini denetlemek ve yönlendirmek dört ayrı disiplini ilgilendirmektedir. Ekonomistler kentin istihdam boyutu ile ilgilenirken, sosyolog ve sosyal antropologlar sınıf yapısı ile sosyal psikologlar uyum sorunları ile mimarlar ve plancılar ise konut, konut yapım ve fiziksel çevre yaratma süreçleri ile ilgilenmektedirler.’ … ‘Kentsel mekân, genel anlamda yerleşim yerlerindeki yapılar arasında kalan tüm mekânlar olarak tanımlanabilir.’”
Neredeyse ders notu gibi, öyle değil mi? Tanımlıyor, sınıflıyor, disiplinleri ayırıyor. Ama arada küçük bir cümle var ki bütün resmi sessizce değiştiriyor: “yapılar arasında kalan tüm mekânlar.”
Kent, binalardan ibaret değil; arada kalanlardan ibaret.
Bu “arada kalan” ifadesi bana hep daha şiirsel gelmiştir. Çünkü mimarlık çoğu zaman nesne üretmeye odaklanır: bina, blok, kütle. Oysa kent deneyimi daha çok boşlukta yaşanır. Sokakta, kaldırımda, avluda, köşede.
Yani tasarladığımız şey kadar, tasarlamadığımız şey de belirleyici.
Metnin disiplinleri ayıran tonu da ilginç: ekonomist, sosyolog, psikolog, mimar… Herkes kente başka bir yerden bakıyor. Mimarın payına ise “fiziksel çevre yaratma” düşüyor. Bir yandan net, bir yandan eksik bir tanım. Çünkü fiziksel dediğimiz şey aslında bütün o sosyal katmanların taşıyıcısı.
Bir kaldırım genişliği bile sınıfsal bir karar olabilir.
Bir meydanın boş bırakılması kamusal bir iddia olabilir.
Yani fiziksel olan hiçbir zaman sadece fiziksel değil.

Bu yüzden pasajı okurken kent bana bir nesneler toplamı gibi değil, bir doku gibi görünüyor. “Doku” kelimesi yerinde: lif lif, katman katman. Plan çiziminde düz bir alan gibi duran yer, gerçekte alışkanlıkların, rutinlerin, karşılaşmaların ağı.
Belki de kentsel mekânı gerçekten tarif eden şey binaların kendisi değil, aralarındaki mesafe.
O mesafede yürüyüş var, bakış var, bekleme var.
Kent tam orada oluyor.
Kitabın adı: 1+1 Stüdyo Yaşamlar
Yayınevi: Çizgi Kitabevi
Yazar: Samet Ünlü
Basım tarihi: 2015
Sayfa sayısı: 246
Yorumlar