“Basılı portfolyolarda konsepti tamamlayan, tasarım konseptinin üzerine kurulduğu yön verici bir tasarım detayıdır. Boyut ve tasarımcının yaratıcı fikrine göre her tür ölçü tercih edilebilir. Ancak çok büyük ölçüde bir portfolyo yapmak iyi bir fikir olmayabilir.”
“Kare formatta seçilen sayfa boyutu, kitapçık açıldığında karşılıklı sayfa olarak dikdörtgen bir alan sunarken; yatay tercih edilen dikdörtgen bir kitapçık ise panoramik bir alan sunacaktır.”
Görsel İletişimi Tasarlamak 001’de boyut ve sayfa tasarımı, yalnızca bir yerleştirme meselesi olarak değil, anlamın dolaşımını yöneten bir araç olarak ele alınır. Burada sayfa ölçüsü, içeriği taşıyan nötr bir zemin değildir; içeriğin nasıl okunacağını, nerede durulacağını ve neyin “önemli” hissedileceğini belirleyen aktif bir katmandır.

Görsel iletişim açısından bakıldığında, boyut kararı aslında bir algı yönetimi kararıdır. Kare, dikey ya da yatay bir format; izleyicinin bakış süresini, göz hareketlerini ve dikkat yoğunluğunu doğrudan etkiler. Bu etki çoğu zaman fark edilmez, çünkü iyi tasarım tam da böyle çalışır: Kendini görünmez kılarak yönlendirir.
Metindeki “çok büyük ölçüde portfolyo iyi bir fikir olmayabilir” uyarısı, teknik bir pratiklik meselesinden fazlasını ima eder. Büyük yüzey, her zaman daha fazla etki üretmez; aksine, mesajın dağılmasına yol açabilir. Bu durum, görsel iletişim literatüründe cognitive load (bilişsel yük) kavramıyla açıklanır. Aşırı bilgi ya da aşırı alan, izleyicinin mesajı işleme kapasitesini zorlar.
Bu noktada klasik bir referans hâlâ geçerlidir:
Richard E. Mayer’in çoklu ortam öğrenmesi üzerine yaptığı çalışmalar, görsel ve metinsel bilgilerin sınırlı bir dikkat havuzu içinde işlendiğini gösterir. Büyük ya da karmaşık yüzeyler, eğer iyi yapılandırılmamışsa, anlamı güçlendirmek yerine zayıflatabilir.
Kitapta önerilen karşılıklı sayfa okumaları (spread), görsel iletişimde sekans kavramını hatırlatır. Anlam tek bir sayfada kurulmaz; sayfalar arasındaki ilişkiyle oluşur. İzleyici, farkında olmadan bir zaman çizgisi içinde hareket eder. Bu da görsel iletişimi durağan bir nesne olmaktan çıkarıp, zamansal bir deneyime dönüştürür.
Bu bağlamda sayfa tasarımı, mimarlıkla şaşırtıcı biçimde benzeşir. Nasıl ki bir mekân tek bir bakışta tüketilemezse, iyi kurgulanmış bir görsel iletişim ürünü de tek karede çözülmez. Sayfa çevirmek, mekânda ilerlemek gibidir; her yeni yüzey, bir öncekini yeniden anlamlandırır.
Görsel iletişim literatüründe bu durum sıklıkla “visual hierarchy” üzerinden tartışılır. Ancak hiyerarşi yalnızca elemanların sıralanması değil, bakışın dramaturjisidir. Bu konuda öne çıkan çalışmalardan biri de Lidwell, Holden ve Butler’ın Universal Principles of Design kitabında yer alan görsel organizasyon ilkeleridir. 👇

Metnin asıl gücü, boyutu bir sonuç değil, başlangıç noktası olarak ele almasında yatıyor. Sayfa ölçüsü seçildiğinde, tasarım çoktan başlamıştır. Artık her görsel, her boşluk, her karşılaşma bu kararın yankısını taşır.
Bu yüzden görsel iletişimde “format”, teknik bir çerçeve değil; düşüncenin beden kazandığı ilk andır. Metin, görsel ve boşluk daha sonra gelir. Önce, bakışın nerede duracağına karar verilir.
Ve belki de en önemlisi:
İyi bir görsel iletişim tasarımı, mesajı bağırarak değil, sessizce yönlendirerek kurar.
Kitabın adı: Görsel İletişimi Tasarlamak 001
Yayınevi: YEM Yayın
Yazar: Dilek Evirgen, Göktehan Ekmekçi, İrem Bilgi Ataay, Pelin Öztürk Göçmen, Serra Erdem, T. İnanç İlisulu, Zeynep Pehlivan Baskın, Çiğdem Demir
Basım tarihi: 2022
Sayfa sayısı: 192

Yorumlar